Yetişkinler, çocuklarının kalplerinde ağır bir yükle nasıl yaratırken, kelimelerini, tonlarını ve hatta sessizliklerini fark etmezler. Dünyayı öğrenmek, yaşamdan mutlu olmak ve kendine güvenmek zorunda olan bir çocuk, birden kendisini suçlu hisseder. Kendisinin var olmasından, beklentilere uygun olmaktan, rahatsızlık yaratmaktan suçlu hisseder. Bu his, kendiliğinden ortaya çıkmaz — öğretmenler, öğretmenler, ebeveynler ve çevre tarafından, bu durumu fark etmeden, suçu kontrol aracı olarak kullanarak oluşturulur. Çocuğun yalan suçluluk hissi, ahlaki bir sorun değil, yaşam boyu sürebilecek bir psikolojik yarataaktır.
Gerçek suçluluk, bir insanın bir kuralı ihlal etmesi, zarar vermesi veya bir borcu yerine getirmemesi zamanında ortaya çıkar. Yalan suçluluk, çocuk kendisini sorumluluklarının olmadığı şeyler için suçlu hissettiğinde yansıyan yanlış bir algıdır. Annenin yorgunluğunu, ebeveynlerin boşanmasını, öğretmenin kötü ruh haliğini, yemek yemeyi istememesini, kendi isteklerini sahip olmasını suçlar. Bu mekanizma, çocuğa kendisinin beklentilere uygun olmadığında kendine zarar verdiğini ileten yetişkinler tarafından başlatılır.
Baskı, açık olabilir: “Sen beni üzmüşsün!”, “Sen yüzünden ben normal yaşamımı sürüyemiyorum!”. Ancak daha sık gizlidir: hayal kırıklığına uğramış bir nefes, gözyaşları, çocuğun bekleneni yapmadığında sessizlik. Çocuk bu sinyalleri okur ve sonuç çıkarır: “Kötüyüm, suçluyum, düzelmem gerekiyor”. Bu, kendi seçimi değil, yetişkinlerin sevgisinin şartlı olduğu bir dünyada hayatta kalmak için bir yöntemdir.
Ebeveynler, çocuğun hayatındaki en önemli figürlerdir ve onlardan şartsız sevgi bekler. Ancak sevgi, itaat, iyi notlar ve doğru davranış için ödül olduğunda, çocuk, eğer mükemmel değilsem, reddedilebileceğini hisseder. Bu, herhangi bir “yanlışlık” için kronik bir suçluluk hissi yaratır. Çocuk ebeveynlerini üzmekten korkar ve bu korku, onun davranışlarının motivasyonu haline gelir, içsel değerleri değil.
En zehirli cümleler, yalan suçluluk oluşturur: “Biz senin için bu kadar harcadık, ama sen…”, “Ben kariyerimi sen için terk ettim”, “Sen beni seviyorsan, bunu yapardın…”. Bu sözler, çocuğa varoluşunun bir borç olduğunu aklına koymaktadır. Onlar, isteklerini rahatsız edebileceğini düşünerek, ebeveynlerini rahatsız etmemek için kendi isteklerini bastırır. Bu kurallama onun on yıllar boyunca kalır.
Okul, çocukları yönetmek için suçluluk hissini aktif olarak kullanan bir kurum dahadır. Öğretmenler, “iyi” öğrencilere örnek gösterir, “kötü” öğrencileri utandırır, sınıfın önünde dikkat çeker. Matematikte zorlanan veya derslere konsantre olamayan bir çocuk, sadece öğretmene değil, sınıf arkadaşlarına da suçlu hisseder. “Çalışmıyorum”, “dikkat etmiyorum”, “anlayamıyorum” demek suçlu hisseder. Aslında sorun, öğrenme yönteminin onun temposuna uygun olmaması, öğretmenin dikkatsizliği veya hatta yetkinsizliği olabilir.
Özellikle tehlikeli olan durum, öğretmenin “Sen yeteneklisin ama tembelliğin” demesi. Çocuk, “Potansiyelini kullanmadığın için suçlusun” diyor. Herhangi bir zorluk, tembelliğini doğruladığı için korkar. Sonuç olarak, her zorluk, onun “tembelliğini” doğrular ve her başarısızlık için suçluluk hissi duyar.
Çocuk yuvası ve ilkokulda, bakıcılar da disiplini sağlamak için suçluluk hissini sıkça kullanır: “Diğer çocuklar bu kadar iyi oturuyor, ama sen…”. Çocuk, grup önünde, bakıcı önünde hatta sadece yorgun veya su içmek istediğinde bile suçlu hisseder. Grup düzenini bozmamak için kendi ihtiyaçlarını bastırır. Bu, onun hislerini ifade etme yeteneğini baskılar.
Dostların baskısı da yalan suçluluk hissini oluşturabilir, özellikle çocuk diğerlerinden farklıysa. İtaatsizlik, farklılık, “farklılık” her şey suçlama nedeni olur ve çocuk, kendisinin farklı olduğunu için suçlu hisseder. Ona, “normal” olmak için kabul edilmek zorunda olduğunu ve uymazsa yalnız kalacağını gibi bir izlenim verir.
Yalan suçluluk, proyeksiyon mekanizması aracılığıyla oluşturulur. Yetişkin, çocuklarına kendi beklentilerini, korkularını ve hayal kırıklıklarını yansıtır. Çocuk, psikolojik yapısı hala güçlü olmadığı için bu proyeksiyona direnmeyebilir ve yetişkinlerin kendilerine söylediklerini benimer. “Ben böyle olmak zorundayım” der. Uymazsa, suçluluk hissi duyar. Ancak bu suçluluk, gerçek bir eylemlerle değil, sadece var olma gerçeğiyle ilgilidir.
Çocuk, yetişkinlerin negatif duygularını yansıttığında, bu duygular için sorumluluk alır. “Mamamın üzülmesini önlemek için böyle yapmalıyım”, “Öğretmenin kızgınlığını önlemek için mükemmel olmak zorundayım” gibi düşünceler, onu yıkar. Bu, onun içsel dayanıklılığını bozan zor bir yüktür.
Yalan suçluluk hissiyle büyüyen çocuklar, yetişkin olarak “hayır” demeyemeyen, kendi sınırlarını savunamayan, sorumluluk almayı korkan veya tam tersi, her şey için sorumluluk almayı seçen, hatta suçsuz olduklarında bile özür dilemeyen, ne istediğini bilmeyen, başkalarının beklentilerine göre yöneldiği, hatta bu beklentileri karşılayamadığında kendini yalnız bırakan yetişkinler haline gelir. Onlar sürekli özür dilemek, gerçekten suçlu olmadıklarında bile. Onlar ne istediklerini bilmezler, çünkü başkalarının beklentilerine göre yöneldiler. Onlar kaygı, depresyon, psikosomatik hastalıklara yatkınlırlar. En üzücü olanı, bu modeli çocuklarına taşıyarak yeni bir yalan suçluluk döngüsü yaratmalarıdır.
Yalan suçluluk, özsaygıyı zedeler. Çocuk, sadece iyi olmak için yeterli olduğuna inanmaz. Onun değerinin başkalarını ne kadar tatmin ettiğine bağlı olduğunu düşünmeye başlar. Kendi kendine, kendi isteklerine ve içgüdülerine bağlantısını kaybeder. Uygun, ama mutsuz olur.
Gerçek suçluluk, bir eylemden kaynaklanan ve zararı olan bir şeyle ilgilidir. Bir nesneye sahiptir, sınırları vardır ve düzeltilabilir. Yalan suçluluk, belirgin olmayan ve yerleştirilemeyen bir hissedir. Çocuk, ne için suçlu olduğunu bilmez, ama kendisini kötü hisseder. Gerçek suçluluk, değişikliklere teşvik eder. Yalan suçluluk, paralyze eder. Gerçek suçluluk, “Yanlış yaptın, ama düzeltebilirsin” der. Yalan suçluluk, “Sen kendin bir yanlış” der.
Yetişkin, çocuğun sürekli özür dileyeceğini, kendi görüşünü ifade etmekte korkacağını, her türlü şekilde tatmin etmeye çalıştığını fark ederse, yalan suçlulukun çalıştığı bir sinyaldir. Çocuğa bu hissi tanımak ve kurtulmak için yardım gereklidir.
İlk adım, sorunun var olduğunu fark etmektir. Yetişkinler, suçu yetiştirme aracı olarak kullanmayı bırakmalıdır. “Sen beni üzmüşsün” yerine “Ben üzülüyorum, ama bu benim duygularım ve ben onlarla başa çıkabilirim” demeli. “Bunu yapmalısın” yerine “Bu neden önemli olduğunu anlaman ve kendi seçiminizi yapmalısın” demeli.
Çocuğun davranışını kişiliğinden ayırmak önemlidir. “Kötüsün” yerine “Davranışın yanlıştı”. Çocuk, eylemlerinden bağımsız olarak sevilmesini bilmelidir. Bu, sağlıklı bir psikoloji geliştirmek için temel bir ihtiyaçtır. Çocuk, kendini kabul ettikğini bilmek, kendini kendine korkmak ve kendisini var olma suçluluğu hissetmekten kurtulmak için gerekli olan.
Ayrıca, çocuğa yalan suçluluk hissini tanımak öğretmelidir. “Ben yorgunum, çünkü ben uyumadım” demeli. “Öğretmenin kötü ruh hali, belki de kötü bir günü vardı” demeli. Bu, çocuğun başkalarının duygularından ayrılmak ve başkalarının sorumluluğunu üzerine almak için yardımcı olur.
Kendisinde bu çocuğu gördüğünüzde, kendinizi suçlamayın. Bu, sizin suçunuz değil. Ancak şimdi, bu döngüyü kırmak size düşen sorumluluktur. Psikologla çalışmak, psikoloji kitapları okumak, destekleyici insanlarla konuşmak, yalan suçlulukun size değil, doğal sizi olmamanızdan kaynaklandığını fark etmenize yardımcı olur. “Hayır” demeyi, isteklerinizi özür dilemeksizin ifade etmeyi, kendinizi mükemmel olmaktan vazgeçmeyi öğrenmelisiniz. Bu uzun bir yolculuktur, ancak özgürlüğe giden yoldur.
Çocuklarda yalan suçluluk hissi, kişisel bir sorun değil, yetişkinlerin sistematik baskısının bir sonucudur. Biz, ebeveynler, öğretmenler ve bakıcılar olarak, çocuklarla konuştuğumuz dilin sorumluluğunu taşımamız gerekmektedir. Beklentilerimizin esirleri olmamaları gerektiğini bilmeliyiz. Onlara kendilerini kabul etme, hata yapma, rahatsız edici olma hakkını vermeliyiz. Çünkü sadece böylece özgür insanlar olarak büyüyebilirler, sevebilir ve kendilerini kabul edebilirler. Ve bu, gerçekten ve gerçekten duygusal olarak sorumluluk almak zorunday olduğumuz tek şeydir.
Новые публикации: |
Популярные у читателей: |
Новинки из других стран: |
![]() |
Контакты редакции |
О проекте · Новости · Реклама |
Цифровая библиотека Узбекистана © Все права защищены
2020-2026, BIBLIO.UZ - составная часть международной библиотечной сети Либмонстр (открыть карту) Сохраняя наследие Узбекистана |
Россия
Беларусь
Украина
Казахстан
Молдова
Таджикистан
Эстония
Россия-2
Беларусь-2
США-Великобритания
Швеция
Сербия